Güneş Enerjisi

Radikal'de okudum ve küresel ısınmanın olduğu düşünüldüğünde bazı ülkelerin yatırımları var. Türkiye daha Kyoto'yu imzalamadı. Yapılanlar ve biz...
En büyük güneş enerjisi santralı Portekiz'de açıldı. Başkent Lizbon'un 200 km. güneydoğusundaki Serpa'da kurulan 11 megavat gücündeki santral 61 milyon avroya (yaklaşık 113.5 milyon YTL) mal oldu. Portekiz ve ABD'li enerji şirketlerinin ortaklaşa yaptığı santral, Avrupa'nın en çok güneş ışığı alan yerlerinden biri olan Serpa'da 8 bin eve hizmet verecek ve 30 bin ton sera gazının yayılmasını engelleyecek. Haziran 2006'da yapımına başlanan santralda kısmi üretim ocak ayında başlamıştı. Enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden Portekiz, son zamanlarda güneş ve rüzgâr enerjisi üretimine yaptığı yatırımlarla 750 bin evin ihtiyacını karşılamaya başladı.

gerekligereksiz yatırımlar...

Unutmayın

Hafta sonu keyfi için arayışta olmamıza gerek yok ama İstanbul'da bulunuyorsanız...
31 Mart'ta İstanbul Film Festivali başlıyor. Paul Schrader, Entrika ile açılışın sahibi...

gerekligereksiz hatırlatma...

2. Ege Film Günleri

İkinci Ege Film Günleri, Aydın’da başladı.

Ege Film Günleri’nin ikincisinde Aydın, Denizli, Manisa, Muğla, Balıkesir ve Uşaklı sinemaseverler 21’i yabancı 20’si yerli toplam 41 kısa ve belgesel film izleme şansı bulacak.

Ege Film Günleri bu yılda devem ediyor. 2.'si düzenlenen Ege Film Günleri Aydın'da başladı ve ege'yi dolaşacak. Egeli sinemaseverler bu festivali kaçırmayın. Toplam 41 film var. Kısa ve belgesel filmlerden oluşuyor. İyi seyirler...

Ödüllü filmler

İkinci Ege Film Günleri için, 7. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali programından derlenen ödüllü filmlerden bazıları şöyle: Yönetmenliğini Mehmet Bahadır Er’in yaptığı "Umut", Cemil Ağacıklıoğlu’nun yönettiği, başrollerini Lale Mansur ve Güven Kıraç’ın paylaştığı "İp", Gökçe Pehlivanoğlu’nun filmi "Potkal" ve Emre Ergül’ün yönettiği "2 Eylül"

gerekligereksiz Film Günleri...

Kadir Has

Başta otomotiv sanayi olmak üzere birçok sektöre imzasını atan, mesleğini soranlara ise 'hayırsever' yanıtını veren işadamı Kadir Has dün geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Son dönemlerinde yapılan söyleşilerde eğitime verdiği desteği "Türkiye'de bugün en lüzumlu yer de eğitim alanıdır. Ömrüm olduğu sürece eğitime destek olacağım" sözleriyle dile getiren Kadir Has son gününü de kurucusu olduğu üniversitede geçirdi.
Kadir Has, adını taşıyan üniversitenin Mütevelli Heyeti üyeleriyle önce öğle yemeği yedi. Daha sonra saat 14.00'te başlayan Mütevelli Heyeti toplantısına katıldı. Ancak bir süre sonra rahatsızlanarak toplantıyı erken terk etti ve Sarıyer'deki evine döndü. Evinde rahatsızlığı artan Has, acil olarak ambulans helikopterle Amerikan Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak koroner yoğun bakım servisinde yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı.

Kadir Has, 86 yıllık yaşamının büyük bir bölümünü ve servetini hayır işlerine adadı. Has, 10 Eylül 1921'de Kayseri'de dünyaya geldi. Babası Nuri ve annesi Zekiye Has, Kayseri'nin tanınmış 'Hasoğlu' ailesine mensuptu. Has ailesi Cumhuriyet'in ilk yıllarında Kayseri'den Adana'ya taşındı. Baba Nuri Has, Çukurova'da ticaretle meşgul oldu, Türkiye'nin en büyük sanayicileri arasına girerek, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'nin ilk 'milli sanayici' unvanını kazandı. Nuri Has, 'Milli Mensucat Fabrikası'nın ve daha sonra da Akbank'ın kurucuları arasında yer aldı.
Kadir Has, ilk öğrenimini Adana'da tamamladı. Ortaöğrenim için İstanbul'a gönderilen Has, ortaokul ve liseyi Özel Boğaziçi Lisesi'nde tamamladı. 1942 yılında, Kayseri'nin köklü ailelerinden Mehmet Germirli'nin kızı Rezan Germirli ile evlenen Has, aynı dönemde iş hayatına da atıldı.

1942-1960 yılları arasında Adana'da ticaretle uğraşırken aile şirketini yöneten Kadir Has, babası ve ortakları tarafından kurulan Akbank'ın Yönetim Kurulu'nda görev aldı. 1960 yılında İstanbul'a taşındı, burada, başta otomotiv olmak üzere, çeşitli ticari faaliyetlerde bulundu ve iş hayatında büyük atılım yaptı. 1964 yılında 'Coca-Cola' firmasının Türkiye temsilcisi olan Has, ortaklarıyla birlikte Coca-Cola'nın Türkiye'de ilk defa üretilmesini sağladı. Daha sonra Coca-Cola firmasını kardeşi merhum Kemal Has'a devredip, bu defa bir başka dünya devi olan Almanların ünlü Mercedes otobüs fabrikasının Türkiye'de kurulmasına öncülük etti.

İşadamı Kadir Has, 1980'li yılların sonunda ticari faaliyetlerini tasfiye ederek kendisini hayır işlerine adadı. 25 tane okul yaptıran, sonrasında çalışmalarını Kadir Has Üniversitesi ile taçlandıran Has, düne kadar işlerinin başındaydı. Kadir Has ve Rezan Has, 1991 yılında 'Türk Eğitimine özgü Kadir Has Vakfı'nı (HASVAK)' kurdu. Vasiyetlerinde tüm servetlerini bu vakfa bağışladılar. Kadir Has Vakfı'nın 150 milyon YTL'yi bulan malvarlığı olduğu söyleniyor. Manevi oğulları Can ve Nuri Has, 'Kadir beye karşı en büyük görevimiz onun yaptıklarını koruyup geliştirmek' dedi. Nuri Has, Kadir Has'ın bugüne kadar 500 milyon dolarlık yardım yaptığını söyledi ve Vakfı 10 yıl sonra 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştıracaklarını ifade etti.
Kadir Has için ilk tören yarın üniversitenin merkez kampüsünde yapılacak. Has, daha sonra Fatih Camii'nde kılınacak namazın ardından devlet töreniyle Küçükyalı'daki aile mezarlığında toprağa verilecek.

gerekligereksiz kayıp...

Paintball


Hafta sonum çok yoğun ve eylenceli geçti. 300 Spartalı cumartesi keyfimde yer alırken pazar keyfim, paintball ve mangaldı. Strateji oyunu olan paintball yorucu ve bir o kadarda eylenceli. Paintball'u tavsiye ederim...

Paintball'un Tarihçesi;
21. Yüzyılın Sporu
Amerika Birleşik Devletleri’nde kesilecek ağaçların işaretlenmesi için kullanılan paintball tabancaları 1972 yılında üretmeye başlamıştı. APG Magazine'e göre; bildiğimiz anlamdaki paintball'un ilk uygulamaları, 70'lerin sonunda Hayes Noel ve Charles Gaines'ın birbirleri ve arkadaşları arasındaki eğlence maksatlı kullanımlarıyla ilk olarak hayat buldu. 1980'li yılların başında ise ticari kimliği ile , National Survival Games şirketinin sahibi, Bob Gurnsey; oyun için özel olarak tasarlanmış "Splatmaster" silahını piyasaya sürdü.

O yıllarda oyuncuların vahşi doğada hayatta kalma becerilerine insanlara kimliklerini değiştirme yetisi sağlayan sert bir oyundu. Oyunun temel malzemeleri ise pusula ve haritalardı. Kurallar ise oldukça basitti; "her oyuncu kendi başının çaresine bakar ve yalnız bir takım hayatta kalır!".

Ülkemize sadece 4 yıl önce girmiş olan "Paintball";, boyadolu kapsüller atan havalı silahlarla donanmış iki takımın, sınırları belirlenmiş bir alanda gerçekleştirdikleri stratejik bir takım oyunudur. Fırlatılan boya kapsülleri, temas anında patlamakta ve "işaretlenen" oyuncu elenmektedir.

Paintball bir tür satranç gibidir, satranç'taki strateji burada da kullanılmaktadır. Elimizdeki teknolojiyi son noktasına kadar kullanıp insan zekasıyla birleştirerek gerçek bir heyecen fırtınası oluşturmak belki de bu sporun en önemli özelliğidir. Dünyada hızla yayılan bu oyun, merklılarını halen ilk günkü gibi cezbetmektedir.

Amerika başta olmak üzere tüm dünyada şu anda Paintball ile ilgili kuruluşların sayısı yüzlerle ifade edilebilir. Bu kuruluşların arasında Paintball oyun alanları, malzeme satıcıları, takımlar ve hatta ulusal ve uluslararası Paintball federasyonları bulunmaktadır. Uluslararası turnuvalar sayesinde oyunculara ülkelerini temsil etme fırsatı sağlanmaktadır. Paintball oynanan ülkelerin bazıları şunlardır; A.B.D., İngiltere, Fransa, Kanada, Almanya, Tayland, İrlanda, Japonya, Avusturalya, Brezilya, Norveç, Güney Afrika, Çekoslovakya, İtalya, Arjantin, Yeni Zellanda, Arjantin, Panama.

Paintball'da tüm oyuncunun yüzünde, kırılmaz camlı özel bir maske ve elinde ise özel, gazlı silahları bulunmaktadır. Bu silahlar gerçek silahları andırmaklabirlikte patladığında boyayan kapsüller atmaktadır. Kapsüller görünüm olarak misket büyüklüğündedir. Bu boyalar nişasta ve tuz karışımı plastik benzeri bir malzeme ile kaplıdır, doğa dostudur ve çevreyi kirletmeden kendiliğinden kısa bir süre içerisinde yokolur. Kapsülün içindeki boya tamamen doğal gıda boyasıdır. Ayrıca giysilerin üzerinden ıslak bir bezle dahi kolayca çıkartılabilir.

Sadece ABD'de ; oyun alanlarının sayısı yüzlerle ifade edilmektedir, düzenli olarak aylık çıkan 6 adet paintball dergisi vardır ve onlarca farklı firma çeşit çeşit paintball silahları ve aksesuarları üretmektedir. Bu aksesuarlar, boya saçan el bombalarından, mayınlara; duman bombalarından, boya fırlatan bubi tuzaklarına kadar geniş bir yelpaze içermektedir.

Oyunun temel kuralı boyanan, yani vurulan oyuncu oyundan elenir. Oyunun amacı ise verilen senaryoyu uygulamaktır.Her takım kendine göre bir senaryo hazırlayabilir yani belli bir senaryoya bağlı kalmak gerekmez. Amaç bazen karşı takımın tüm oyuncularını elemek,rehineyi kurtarmak, bir bölgeyi korumak ve ele gerçirilmesini engellemek, bir kaçağı diğer takımdan önce yakalamak, bir kişiyi güvenli bir şekilde önceden belirlenen hedefe ulaştırmak,takım kaptanını vurmak vs dir.

Hafta Sonu Keyfi


Hafta sonlarını her zaman, geç kalmak ve tatil yapmak olarak kullanmısımdır. Uzun zamandan beri erken kalkmadım, güzel bir cumartesi günü.
300 Spartalı'ya gidicem bugün, kesinlikle tavsiye ediyorum. Saat 11:00 seansı. Kalabalık olmaz diye düşündüm. Yani salon benim olacak, istediğim yerde oturup, rahat bir şekilde izleyeceğim...
Ben insanların sinemaya gitmesini isterim ama gariptir sinema salonları kalabalık olunca film izleme şevkim kırılabiliyor. Gnctrkcll'yi kullanmıyorum genelde sırf kalabalık oluyor diye ama çok güzel bir kampanya. Unutmayın pazartesi perşembe...
Güzel bir cumartesi gününe başladım. 300 spartalı keyfini yaptıktan sonra, havada güzel. Güneşin altında güzel bir mekanda çayımı söğleyip, gazete(radikal) keyfi...
Günaydın...

gerekligereksiz keyifli...

Resfest 10. yılını kutluyor


Film ve dijital sanatlar festivali Restfest, bu yıl 10. yılı şerefine altı kıtada 43 kenti dolaşacak. Festivalin Türkiye ayağında İstanbul ve Eskişehir var.

Film ve Dijital Sanatlar Festivali 'RESFEST' 10. yılını, küresel bir turla kutluyor. Altı kıtada 43 şehri dolaşacak olan festival turun Türkiye ayağında İstanbul ve Eskişehir kentlerine uğrayacak. 14-18 Mart tarihleri arasında İstanbul'u ziyaret edecek olan Resfest sonra da 21 Mart'tan itibaren üç günlüğüne Eskişehir'e uğrayacak.

Sosyal sorumluluğu olan filmler
Festivalde, bu yılın göze çarpan kısa filmleri, müzik videoları, deneysel animasyonlar ve tasarım video çalışmaları gösterilecek. Ayrıca yerli ve yabancı yönetmenlerle söyleşiler, paneller ve seminerler de yer alıyor. Festival programında 'Tongues and Taxis', 'Snack and Drink' ve 'Terminal Bar' gibi kısa filmler, 'Basament Jaxx', 'The Knife', 'Massive Attack', 'Jamie Lidell' gibi video çalışmalar dikkat çekiyor. Ayrıca festivalde küresel ısınmadan kök hücre çalışmalarına, yok olan ormanlardan nükleer silah konularına kadar uzanan ekoloji ve sosyal sorumluluk konularına odaklanan özel bir bölüm var. Festivalde söyleşi için Türkiye'ye gelecek Melih Bilgil'in Türk-Alman ortak yapımı 'Made in Germany' adlı filmi de gösteriliyor. Yönetmen-animatör Eric Henry de festivalin konukları arasında. İstanbul'daki gösterim ve etkinliklere Ortaköy Umut Sanat Feriye Sineması ev sahipliği yapacak. Eskişehir'de festivalin mekânı ise Anadolu Üniversitesi'ndeki Sinema Anadolu olacak.

Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Resfest'ten önce Elmaaltshift'te izleyin...

gerekligereksiz resfest...

Erken Davranan Çok Film İzler

Radikal gazetesinin, kültür sanat bölümünde denk geldiğim ve başlamasına az bir süre kalan bir Film Festivali daha...
İstanbul'da yaşayanlar, kaçırmayın bu Film Festivalini. Festival manyaklarımızda var, onlara lafım yok. Sinama keyfinin keyfini çıkarın...
Uzaktan seslenmek kolay gibi... Ama olsun, bende yapmaya çalışıyorum bir şeyler, gerekli veya gereksiz...

31 Mart'ta başlayacak İstanbul Film Festivali'nin programında herkesin zevkine uygun seçenek bulacağı 235 film var. Biletler gündüz seansında 2.5 YTL. Asia Argento, Gus Van Sant, Udo Kier festivalin ünlü konukları

İSTANBUL - Film Festivali için geri sayım başladı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın, Akbank'ın sponsorluğunda düzenlediği 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin programı önceki gece Leb-i Derya'da düzenlenen kokteyle açıklandı. Oldukça zengin bir programla seyirci karşısına çıkmaya hazırlanan, 31 Mart-15 Nisan tarihleri arasından düzenlenecek festivalde herkesin mutlaka zevke uygun birkaç film bulacağı toplam 235 filmin var. Geçmiş yıllarda vitrinde yıldız oyuncuların boy gösterdiği festivalde bu yıl yıldız aramaya gerek yok. Çünkü bu yılın yıldızları filmler olacak. Sinema tarihinin önemli filmleri, dünya festivallerinin gözde yapımları, Oscar'lı yapıtlar ve Türk sinemasının seçkin örnekleri festival vitrininin şimdilik önemli parçaları. Ama ille de yıldız isteriz derseniz Asia Argento, Park Chan Wook, Gus Van Sant, Michael Radford ve Udo Kier şimdilik festivale gelecekleri kesinleşen, dünya sinemasının mühim şahsiyetleri. Gelelim programa... 'Yıllara Meydan Okuyanlar' ve 'Kafkaslar'dan Akdeniz'e' başlıklı iki yeni bölümü var festivalin. 'Yıllara Meydan Okuyanlar' bölümünde Istvan Szabo, Otar Iosseliani gibi yönetmenlerin son filmlerini izleme imkânı bulacağız. Bir başka yenilik ise 'Sinemada İnsan Hakları' bölümünde. Bu yıldan itibaren bu bölümdeki filmlerden bir tanesine Avrupa Konseyi Sinema Ödülü verilecek. Festival ustalara saygıda kusur etmez. Rainer W. Fassbinder, Bob Fosse, Gus Van Sant, Pier Paolo Pasolini ve Hayao Miyazaki'nin filmleri bu yıl özel bölümlerle seyirci karşısına çıkacak. Ayrıca geçen yıl yaşamını yitiren Robert Altman, Shoei Imamura, Sven Nykvist, Gillo Pontecorvo ve Atıf Yılmaz da 'Anısına' bölümünde gösterilecek filmlerle anılacak. Daha önce Latin ve Uzakdoğu sinemalarını mercek altına alan festival bu yıl 'Rusya'dan Sevgiler' başlığı altında yeni Rus sinemasının seçkin örneklerini seyirciye sunuyor. 'Garpastum', '977', 'Coşku' dahil bu bölümde altı film yer alıyor.

Radikal Halk Ödülü çekişmeli geçecek
Seyircinin oylarıyla belirlenen Radikal Halk Ödülü'nün de verildiği Uluslararası ve Ulusal Yarışma'nın çekişmeli geçeceğini şimdiden söyleyebiliriz. Uluslararası Yarışma'da Türkiye'yi 'Cenneti Beklerken' ile 'Beynemilel' temsil edecek. Ama rakipleri arasında Tom Dicillio'nun 'Delicesine', Cannes'da oldukça beğenilen Emmanuel Bourdieu'nun 'Kötü Arkadaş', Bahman Gobadi'nin 'Yarım Ay', Pascale Ferran'ın 'Layd Chatterley' gibi kalbur üstü filmlerin bulunduğunu belirtelim. Ulusal Yarışma'ya ise bu yıl rekor katılım var. Başvuran 30 yapım arasından seçilen 16 Türk filmi yarışacak: 'Barda', 'İklimler', 'Kader', 'Mavi Gözlü Dev', 'Zincirbozan', 'Takva', 'Mutluluk', 'Çinliler Geliyor', 'Beynelmilel', 'Adem'in Trenleri', 'Küçük Kıyamet', 'Eve Dönüş', 'Polis', 'Sis ve Gece', 'Hokkabaz' ve 'Cenneti Beklerken'. Dolu dolu bir program hazırlayan festival yönetimi seyircinin cebini de düşünüyor elbet. Geçen yılki 'ucuz bilet' uygulaması bu yıl da devam ediyor. Festivalde hafta içi gündüz seansı biletleri 2.50 YTL. Gösterimlerin Atlas, Beyoğlu, Emek, Sinepop ve Rexx sinemaları'nda yapılacağı festival bu yıl Yeni Melek'i 'merkez' yapacak. Söyleşiler Yeni Melek'te düzenlenecek, izleyicilerle sinemacılar burada buluşacak. Son hatırlatma, bugün festival kitapçığı satışa çıkıyor. 17 Mart'ta da biletler satışa çıkacak. Erken davranan çok film izler...

Radikal'den 25 öneri
İyi Alman: Her daim 'Kazablanka' izlenir diyorsanız Steven Soderbergh'in bu filme öykündüğü 'İyi Alman'ı kaçırmayın!
Delicesine: San Sebastian'da fırtına gibi esip, yönetmen ve senaryo ödülü alan filmde Steve Buscemi başrolde. Sürprizi ise Elvis Costello!
İsimsiz Kahramanlar: Cezayirli bir yönetmenden 2. Dünya Savaşı... Filmin Cannes'da erkek oyuncularına ödül getirdiğini hatırlatalım.
Flandres: Bruno Dumont sinemasının Türkiye'deki fanatikleri, yönetmen yine sizlerle.
Labirent: Guillermo del Toro'nun Oscar'lı filmi... Biletleri tükenebilir. Marie Antoihette: Sofia Coppola Oscar'lı filminde tarih sularında dolaşıyor.
Küçük Günışığım: Jonathan Dayton ve Valerie Faris'in yönettiği film bu yılın Oscar sürprizi.
Akrabalar: Istvan Szabo'nun son filmi. Szabo yine iktidarlarla uğraşıyor.
Fay Grim: Hal Hartley filminde, 11 Eylül sonrasındaki güvenlik paranoyasına el atıyor. Baş mekânlardan biri İstanbul.
ABD, John Lennon'a Karşı: Amerikan yönetiminin barış savunucusu ve müzisyen John Lennon'ı susturma çabalarının gerçek öyküsü.
Ebu Garib'in Hayaletleri: Kennedy ailesinden Rory Kennedy, Irak işgalinin içyüzünü resmediyor. Ben Bir Robotum
Ala Sorun Değil: Park Chan wook'tan akıl hastanesinde geçen bir aşk öyküsü...
Miras: '13'ün yönetmeni Gela Babluani babası Temur Babluanı'yle kamera arkasında.
Garpastum: Ekim devrimi öncesi futbol sahası almaya çalışan iki kardeşin öyküsü...
Son Gösteri: Robert Altman'ın son filmi.
Hollywoodland: Ben Affleck'e Venedik'te en iyi erkek oyuncu ödülü kazandıran film Amerikan tarihinin en gizemli cinayetlerinden birini perdeye taşıyor.
Kaynak: 'Pi', 'Requiem for a Dream' filmlerinin yönetmeni Darren Aronofsky'nin son filmi...
Frank Gehry'nin Çizimleri: Sydney Pollack'tan ünlü mimarın portresi...
Ekrandışı: 'Yediden Sev Beni' ve 'Allegro'yla festival müdavimi olan Christoffer Boe üçüncü filmiyle huzurumuzda.
Salo ya da Sodom'un 120 Günü: Tüm filmleriyle festivalde olan Pasolini'nin en sıradışı filmi. Bu filmini izlemek o kadar da kolay değil...
Özgürlüğün Zorbalık Hakkı: Fassbinder'den bir klasik.
Son Günler: Gus Van Sant, Kurt Cobain'in son günlerini beyazperdeye taşıyor. 977: Tarkovski'ye saygı duruşu!
Görünmez Çocuklar: Mehdi Charef, Emir Kusturica, Spike Lee, Katia Lund, Jordan Scott, Stefano Veneruso ve John Woo kısa filmleriyle dünyadaki çocukların halini ortaya döküyor.
Güçsüzün Hakkı: Lucas Belvaux, dört adamın giriştiği soygun ekseninde sosyal gerçekçi bir suç filmine imza atıyor.

gerekligereksiz bir festival daha...

Aç, Kapa Youtube

Youtube kapandı ve açıldı. Kapanma sebebi Atatürk'e ve Türk'lüğe yapılan saldırıydı. Video, Atatürk fotoğrafının ağız kısmının hareket etmesiyle, aşalayıcı sözler söylemesi.
Kapanma suçu, youtube'da mı? Video'yu yapıp yollayanlarda mı? Kararı verip Türkiye yayınını durduranlarda mı?
Youtube'un filitre sisteminde problemler var. Değer yargılarını da bu sistem içine dahil etmek lazım. Milyonlarca video'nun bulunduğu sitede, filtreleme sisteminin düzgün işlemesi gerekir.
Video'yu yapıp yollayanlar için söylenecek pek bir şey yok. Kendilerine saygısı olmayan ve başka kültürlerin değerlerine çamur atarak, kendi egolarını tatmin eden insanlar.
Karar tartışmaya açık bir durum. Site de sergilenen video'nun kaldırılması gerekiyordu ve kaldırıldıda. Youtube'un kapatılması gerekiyor muydu? Tamamen tartışmaya açık ama youtube'un video'yu kaldırması ve sonucunda hizmete girmesi çok güzel oldu.
Youtube yokken dailymotion'a girebilirsiniz...

gerekligereksiz youtube...

MSN

İnternet başında bir arkadaşımı gözlemledim. MSN dediğimiz geyik makinasının içinde kaybolmuştu. Bilgi aktarımının olmadığı(çok nadir denk geliyorum bilgi aktarımına), tamamen geyik üzerine kurulu bir ortam olan msn alemini hayatımıza yerleştirmiş durumdayız. Bilgi paylaşımı, hatır sorma gibi işlerden tamamen uzaklaşıp, geyik üzerine kurulu saçma salak bir düzenek içerisinde yer alıyoruz...
Çevirim dışı ve çevirim içi olma konusunda garip tepkiler alıyorum. Neden ben bilgi çağında bilgi toplamak varken, geyik yapayım. Bence fazla geyik sağlığa zararlı...
Ye, iç, yat ve geyik yap modelinden sıkılmayanları anlayamıyorum. Hayatın değerini ve zamanın kıymetini ne zaman anlıyacağız...
Ben bilgiye aç olmayı seviyorum, bu konuda da aç gözlüyüm ve bu şekilde davranıyorum. Doğru olan da bu değil mi?
Geyik muhabbetleri bitmez. Sonuç olarak da bir yere de varamayız...
Msn'i amacına uygun kullanmayı öğrenecek miyiz? Sanal arkadaşlık, sanal aşk, sanal ilişkiler üzerine kurulu bu msn, bilgi aktarımı olarak kullanılacak mı?...


gerekligereksiz geyik muhabbetlerim...

Ben Kermit, Gözlemliyorum

Bay ve bayan ilişkilerinin bir şekilde bozulduğuna inanıyorum. O kadar çok yazma ve yazılma durumu var ki, kimin ne aradığı belirsiz. Tamamen bir kaos durumuu söz konusu. Prens veya prensesler kurbağaları öpe öpe bitiremedi. O kadar çok koklanacak çicek var ki, hangisini koklayacağımızı şaşırmış durumdayız. Aradıklarımızın farkında değiliz ve obje olmaktan kurtulmak, obje olarak bakmamayı başara bilecekmiyiz. Aranan özellikler ne? Dış görünüş mü? içsel güzellik mi? Zeka mı? Bunların cevabını biliyormuyuz? Gerçi cevap açık, 3'ü bir arada mı istiyoruz. Marketlerde satılmıyor malesef... Üçün biri olsa hangisi peki? Seks için yaşamak hayat tarzı haline gelmişse bazı şeylerin gerçekten de cıvığı çıkmış durumda... Kendime sorduğumda, aranan kişi ve arayanların bol olduğu ama günübirlik ilişkilerin tamamen günleri işkal ettiğini görüyorum.
Kullanmak ve kullanılmak arasında ki ince çizgi üzerinde dolaşıp, kulanılmamaya çalışıp, kullanmanın peşindelik söz konusu...
Benim bu yazımda amaç ne diye düşündüğümde, amaçsız ama gençlik olarak bilinçsizliğin son noktası olarak görüyorum. Neyi, nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde istediğimizi bilmiyoruz...
Hayatta seçici olmak lazım, ilişkiler ve arkadaşlıklar konusunda...
Bunalımlar ve problemler dönem dönem gelir ve geçer. İnsan kendini şartlandırıp güne istediği gibi başlayabilen bir varlıksa, güne iyi başlamak lazım...
Ben fazla zırvaladım galiba...
Olması gereken bence bu...


gerekligereksiz gözlemler...

Vista Bana Bir Yerden Tanıdık Geliyor


Vista programı güzel olmuş ama bana tanıdık geldi. Grafikler ve şablon dizilimleri apple'a çok benziyor. Ben pc kullanıcısıyım ve vistayı da kesinlikle yüklemeyi düşünüyorum ama vista programında yaratıcılık çok az. Apple'dan biraz araklama yaparak grafikleri oluşturmuşlar. Mac bu işi gerçekten de iyi yapıyor ve Microshoft gibi bir şirket hırsızlık yapıp, işte buyrun sizin için ne yaptık, tüketin deniliyor. Mac bu işi yapalı çok oldu ve vista'dan da çok iyi bence. Ben bir pc kullacısı olarak mac yanlısıyım. Çünkü virüslerden bıktık artık, mac rahat virüs derdi yok. Bütün virüsler pc uyumlu nedense... Mac'te grafikler daha güzel. Mac(apple)'e bilgisayar demiyorum. Çünkü bilgisayar dediğimde aklıma windows sistemini kullananlar geliyor. Pc'ciler oluyoruz bizler... Mac(apple) pc'den gerçekten de çok farklı... En basit fark, yaratıcılık...

gerekligereksiz benzerlik...

6o. Cannes Film Festivali

Dünyaca ünlü 35 yönetmen, Cannes film festivalinin 60. yıl dönümü dolayısıyla ortak bir filme imza atacak.

Kanadalı David Cronenberg, Finlandiyalı Aki Kaurismaki ve Mısırlı Yusuf Şahin'in de aralarında bulunduğu yönetmenlerin yapacağı film, festival sırasında 20 mayısta gösterilecek. ''Herkesin Kendi Sineması'' adını taşıyan film için, 25 ülkeden seçilen 35 yönetmenin her biri yaklaşık üç dakika sürecek, ''sinema salonlarından esinlenerek, şu anda kafalarından geçenlerini'' anlatan kısa metrajlı bir film çekecek. Ünlü yönetmenlerin çekeceği bu filmler, daha sonra ortak bir film haline getirilecek.
Ortak film, festivalde gösterildiği gece, aynı anda Fransız televizyonlarından da canlı yayımlanacak. Filme katkıda bulunacak ünlü yönetmenler: Theo Angelopulos, Olivier Assayas, Bille August, Jane Campion, Yusuf Şahin, Chen Kaige, Michael Cimino, Ethan et Joel Coen, David Cronenberg, Jean-Pierre et Luc Dardenne, Manoel De Oliveira, Raymond Depardon, Atom Egoyan, Amos Gitai, Hou Hsiao Hsien, Alejandro Gonzalez Inarritu, Aki Kaurismaki, Abbas Kiarostami, Takeshi Kitano, Andrei Konchalovsky, Claude Lelouch, Ken Loach, Nanni Moretti, Roman Polanski, Raoul Ruiz, Walter Salles, Elia Suleiman, Tsai Ming liang, Gus Van Sant, Lars Von Trier, Wim Wenders, Wong Kar wai, Zhang Yimou.'' 16 mayısta başlayacak 60. Cannes film festivali, 27 mayısta sona erecek.

gerekligereksiz 35 yönetmen...

Tread Softly

Son zamanlarda izlediğim en güzel animasyonlardan biri olan Tread Softly'i Elmaaltshif'te izledim. Bu kadar güzel işleri görmek çok güzel. Bunları yapan insanlar kesinlikle farklılar.
Elmaaltshift'te gezinmek çok güzel...

Tread Softly
Uploaded by firat

'1889'da, William Butler Yeats hayatının sonraki 20 yılında büyük aşka dönüşen aktrist ve devrimci Maud Gonne'la tanıştı. Hayal gücünün ve hayatının en büyük ilham kaynağı oldu. Bununla birlikte, aşkının karşılığını alamadı.'
Mükemmel bir anime müzikle birlikte olağanüstü grafiklerin harmanlandığı harika bir kısa film yukarıdaki. Yönetmeni Heebok Lee, 'Escaflowne' adlı anime filmin orijinal soundrack albümünden Hajime Mizoguchi'nin ve Yoko Kanno'nun müziğiyle, David Winters'ın sesini kullanarak çektiği bu kısa filmin yanında buradaki ve şu sitedeki diğer kısa filmleri ve işlerini görebilirsiniz.
Filmdeki şiir ise bu:
He wishes for the Cloths of Heaven
Had I the heavens' embroidered cloths,
Enwrought with golden and silver light,
The blue and the dim and the dark cloths
Of night and light and the half-light,
I would spread the cloths under your feet:
But I, being poor, have only my dreams;
I have spread my dreams under your feet;
Tread softly because you tread upon my dreams.
(W. B. Yeats)

gerekligereksiz animasyon...

Senditos (Senses)

Arşiv niteliği taşıyor galiba?
Küçük kesitlerden oluşan klip gayet başarılı olmuş. Kesitilerden oluşan bu klip, farklı filmlerden duyguları alarak, ortak bir duyguyu güzel bir şekilde yansıtmış.
Müzik için söylenecek pek bir şey yok. Müzik, kesitlerin seçiminde büyük pay sahibi...
İyi seyirler...


gerekligereksiz kesitler...

Gitar ve Kukla

İyi fikir'de denk geldim ve çok güzel bir gösteri olmuş. Kuklanın hareketleri o kadar kıvrak ve gerçekçi ki...
Baştan sona tamamen gitarist ve kuklanın atışması ile geçiyor. Açıkçası kuklanın yaptıkları izlenilmeye değer...


gerekligereksiz atışmalar...

İlginç

28 Şubat 2007 tarihli Radikal gazetesinde, bana çok ilginç gelen bir haber okudum.
Habere göre;
'Uygunsuz Gerçek' ile en iyi belgesel Oscar'ını alan eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, çevrecilik konusunda iki yüzlü davranıp evinde aşırı enerji tüketmekle suclanıyor.
Gore'un son iki yıla ait elektirik ve doğalgaz faturalarını el geçiren Tennessee Politika Araştırmaları Merkezi adlı düşünce kuruluşu, Gore'un 20 odalı ve kapalı havuzlu malikanesinin 2006'da yaklaşık 221 bin kilovatsaat elektirik tükettiği ve bunun 10 bin 656 kilovatsaat olan uluslararası ortalamanın 20 katından fazla olduğunu ortaya koydu. Gore'un sözcüsü Kalee Kreider'se çiftin daha çok evlerinde çalıştıklarını, eski bir ev aldıkları için tadilat yapılırken çok fazla enerji kullanıldığını ve yakında bu tüketimin azalacağını söylemiş.
Bu haber bana çok ilginç geldi...

gerekligereksiz şaşırmalar...

!f Ankara

!f İstanbul'dan sonra !f Ankara...
Keşke !f İzmir'de olsa...
Seyir keyfinin çok hoş olduğu festivali kaçırmayın. Ben Aydın'da öğrenci olduğumdan dolayı, kasap önünde ki kedi gibi anca vitrin önünden takip edip bilgilere ulaşmaya çalışıyorum.
Ankara insanına ve öğrencisine iyi seyirler...
6. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 1-4 Mart tarihleri arasında. Türkiye'den kısalar 1-2 Mart'ta Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde. !f Atölyeleri 3Mart'ta British Council'da.
Ayrıntılı bilgiye burdan ulaşabilirsiniz.

gerekligereksiz festival...

Oscar Sonucları

Aktör : Forest Whitaker (The Last King Of Scotland)
Aktris : Helen Mirren (The Queen)
Yardımcı Aktör : Alan Arkin (Little Miss Sunshine)
Yardımcı Aktris : Jennifer Hudson (Dreamgirls)
Yönetmen : Martin Scorsese
Orjinal senaryo : Little Miss Sunshine
Uyarlama Senaryo : The Departed
Görüntü Yönetimi : Pan's Labyrinth
Kurgu : The Departed
Sanat Yönetimi : Pan's Labyrinth
Kostüm : Marie Antoinette
Film Müziği : Babel
Orjinal Şarkı : An Inconvenient Truth
Makyaj : Pan's Labyrinth
Ses : Dreamgirls
Ses Düzenleme : Letters From Iwo Jima
Görsel Efektler : Pirates Of Caribbean
Canlandırma : Happy Feet
İngilizce Dışı Dilde Film : Leben der Anderen, Das
Belgesel : An Inconvenient Truth
Belgesel, kısa : The Blood of Yingzhou District
Kısa film, canlandırma : The Danish Poet
Kısa film : West Bank Story

gerekligereksiz Oscar'ı kazananlar...